ANALİZ /// BURAK İĞLİKÇİ : Fütüvvet ve Ahîlik Teşkîlâtı


BURAK İĞLİKÇİ : Fütüvvet ve Ahîlik Teşkîlâtı

Osmanlı Devletinden önceki Müslüman Türk Devletlerinde esnaf teşkilâtına yön veren ve Osmanlı Devletinin ilk dönemlerinde de tesirini devam ettiren iki önemli müessese vardır. Bunlar fütûvvet ve ahî teşkilâtıdır. Aslında iç içe ve mahiyet itibariyle birbirinin aynısı olan bu iki teşkilât, Müslüman Türklerde esnaf teşkilâtlarının dinî-iktisadî bir zümre şeklinde ortaya çıktıklarını göstermektedir. İslâmın ilk asırlarında ortaya çıkan ve daha çok genç kuşakları çeşitli yönleriyle yetiştirmeyi hedef olan fütüvvet teşkilâtı uzun devirler Müslüman Türk gençliğine yön vermiş; bu gençliğin çeşitli mesleklerde yetişebilmeleri için gayret göstermiş ve Müslüman Türk gençliğinin mert, yiğit, atılgan, cömert ve becerikli insanlar olmalarını sağlamıştır. Fütüvvet teşkilâtı ile tarikâtlar arasında önemli bir münâsebet vardır ve böylece bu teşkilâtlar manevî değerlerle iktisadî gayretleri bütünleştirmiştir.Ahî teşkilâtı ise, fütüvvet teşkilâtının Türkler tarafından geliştirilen ve özellikle Anadoluda yayılmış bulunan bir şeklidir. Moğol istilası ve bazı iç isyanlar sebebiyle Müslüman Türklerin birliği bozulmuş ve halk önemli ölçüde tedirgin olmuştu. İşte böyle bir buhran döneminde halkı birbirine sevdiren ve yeniden birliği kuran manevî liderler ortaya çıkmıştır. Mevlâna, Yunus Emre ve Ahi Evran da bunların ileri gelenleridir. Ahi Evran esnafın birlik ve beraberliğini, zâviye ve tekkeleri birer meslek kuruluşları haline getirerek bu görevi ifa etmiştir. Müslüman Türkler, genellikle bekâr gençlerden sanat ve meslek sahibi olanların bir araya gelerek kendilerine reis tayin ettikleri şahsa ahi adını vermişler ve bu cemiyete de eskiden olduğu gibi fütüvvet demişlerdir. Şu anda Kırşehirde medfûn olan Ahi Evran (1306 yılına kadar hayatta olduğu sanılmaktadır), ahlakla sanatın âhenkli bir birleşimi olan ahi teşkilâtını kurmuş ve o denli itibarlı bir hale getirmiştir ki, bu durum yüz yıllar süresince bütün esnaf ve sanatkârlara yön vermiştir. Osman Gâzî, kılıcını ahi usulüne göre kuşanmış ve Orhan Gâzî ise ahiliğin önemli bir savunucusu olmuştur. Kısaca ahilik millî bir birlik olup gayretleri neticesinde Osmanlı Devleti gibi büyük bir devlet ortaya çıkmıştır. Fütüvetnâmelerden öğrendiğimize göre, bunların da toplantı yerleri tekke ve zâviyelerdir. 740 maddeyi bulan fütüvvet nizâmnâmeleri vardır. Zâviyeler bir merkezde toplanmıştır. Her meslek erbabının bir ahi baba denen reisi mevcuttur.

Bu reisin başkanlığında bütün üyeler, çalışma esaslarını, giyimlerini ve hareket tarzlarını teşkilâtın nizâmlarına uydurmak mecburiyetin dedirler. Reislerine şeyh veya ihtiyar da derler. Kısaca Asyadan gelen sanatkâr ve tüccar Türklerin, Ön Asyadaki yerliler karşısında tutunabilmeleri ve beraber yaşayabilmeleri, ancak aralarında bir teşkilât kurarak dayanışma sağlamalarıyla mümkündü. İşte bu zaruret, dinî-ahlâkî kaideleri Fütüvvetnâmeler de zaten mevcut olan bir esnaf ve sanatkâr kaynaşma ve kontrol teşkilâtının yani ahiliğin kurulması sonucunu doğurdu. Gelelim ahi teşkilatındaki istihbarat sistemine. Selçuklu döneminde,özellikle 1.nci Alaeddin Keykubat dönemi,Ahilerin en parlak dönemidir.Selçuklu döneminde ahiliğe ait anlatılacak en güzel örnek Ankaradır.Ankarayı ahiler baştan sona imar etmişlerdir. Ahi teşkilatı,günümüzde hem teşkilat yapısı hem teşkilatının içinde ki öğeleri ile birlikte hala tam olarak açıklığa kavuşmuş değildir. Oysaki fütüvvet teşkilatı devletler üstü bir yapı olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Fütüvvet teşkilatının ve dolayısıyla ahilerin temelinde horasan melamileri vardı!. Anadolu selçukluları yıkılırken, Anadoluda ayakta kalan tek güç yapı ahi teşkilatı idi.Devletler üstü bir yapı. Ahilerin en üst merkezini oluşturan Türk ve İslam devletlerinin her birinin kuruluşunda etkisi olan kadim okul oluşturuluyordu. Önemli bir hususta Türk ve islam beyliklerinin kuruluşu ve gelişiminde yetkili olduğu kurum ahi teşkilatıdır.Ahi teşkilatları her Türk devletinin içinde bulunma adetlerini her devirde devam ettirmişlerdir. Yaşadığımız 21 nci yüzyılda acaba halen ahiler varmıdır. Merak konusu ilerleyen yazılarımızda değineceğiz. Fütüvvet Teşkilatını ortaya çıkaran Kadim Okul un sembollerinden biri. Üç Hilaldir. Ahi teşkilatlarının sırlı sembolü üç hilal olmuştur. Ahi teşkilatının istihbaratçıları, üç hilal sembolünü yaygınlaştıranlardır. Ahiler sayesinde üç hilal sembolü osmanlıya kadar aktarılmıştır. Ahi teşkilatlarının kullandığı üç hilalli bayraklar,Fatih Sultan Mehmed döneminde ilk kez askeri birliklerin sancaklarında görülmeye başlanmıştır. Fatih Sultan Mehmed in bir istihbarat teşkilatı kurup bunu kurumsal düzeye oturtan ilk osmanlı padişahı olduğu bir çok tarihçiler tarafından da kabul gören bir görüştür.İç içe geçmiş hilal sembolü içinde istihbarat teşkilatını da barındıran kadim bir Türk okulunun sembolüdür.Bu okulun Horasan Melamiliğiyle,Piri Türkistan Hoca Ahmet Yesevi ile birebir ilişkisi vardır.İstanbul eyüp semtinde bulunan Defterdar ağa camii, Türk ve İslam tarihinin en gizemli sembolünü aleminde barındırmaktadır… Tabi görebilene..

Kaynak :BARAN AYDIN

Burak İğlikçi

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s