İSTİHBARAT DOSYASI /// Burak İğlikçi : SELÇUKLULARDA İSTİHBARAT NASILDI ????


Burak İğlikçi : SELÇUKLULARDA İSTİHBARAT NASILDI ???
IX. yüzyıldan itibaren İslam Coğrafyası sınırları içerisine giren Türkler, burada da istihbarat faaliyetlerine önem vermeye ve casuslar kullanmaya devam ettiler. Özellikle Selçuklular döneminde geniş bir haber alma ağına sahip olduğu kaynaklarda belirtilmektedir. Büyük Selçuklu Devleti’nin en ileri devlet adamlarından olan Vezir Nizamülmülk, devlet yönetimi ile ilgili kaleme aldığı eseri Siyasetname’de bu konu hakkında etraflıca bilgi vermektedir. O , cahiliye ve İslami dönemde padişahların bütün şehirlerde olup bitenden haberleri olması için ” Sahib-i beridi ” olduğunu örnek göstererek Selçuklu hükümdarının da uzakta ve yakında , ordu ve raiyyetin ahvalini arayıp sormak , olup biteni az çok bilmek görevi görevi olduğunu belirterek şöyle devam eder.

” O böyle yapmazsa ayıp olur gaflet, tembellik ve zulme hamlederler ve memlekette olup biten fesadı ve zulmü biliyor ve ya bilmiyor. Eğer biliyor da meselenin çaresine bakmıyorsa tıpkı onlar gibi zalimdir ve zulme rıza göstermiştir ve eğer bilmiyorsa gaflete düşürülmüştür. Tembel ve cahildir. Bu her iki husus da iyi değildir. Mutlaka haberciye ( Sahib-i berid ) ihtiyacı vardır. Bu bilgileri veren Nizamülmülk , daha sonra habercilik yapacak olan kişiler ile ilgili ayrıntıları sunar.

Aslında Selçuklularda Berid Teşkilatı’nın kurulması sancılı olmuştur. Sultan Alparslan, kendi devri boyunca Berid Teşkilatı’nın köklü bir şekilde yapılanmasını istememiş, teşkilatı tasfiye etmiştir. Çünkü Alparslan’a göre Berid devletin üst kademesindeki herkesin yönlendirmesine açık ve doğrudan merkeze, yani Alparslan’a bağlı değildir. Berid Teşkilatı’nın kaldırıldığı dönemde , Batıni örgütler Selçuklu Devleti’ne epey zorluk çıkarmışlardır. Bu eksikliğin doğurduğu sıkıntıların farkında olan Nizamülmülk,sonunda Sultan Melikşah zamanında kökleri derinlere kadar uzayacak bir haberleşme sistemi kurmaya başlayacaktır. Ayrıca Siyasetnamesinde , istihbaratın bir devlet veya idareci için ne denli önemli olduğunu uzun uzadıya anlatmıştır. Buna göre, uzak veya yakın şehir ve halklarının durumunu sormak, az veya çok olup biteni bilmek padişahların vazifelerinden biridir. Sahibi Haber ve mührü tayin etmek ve habercilere sahip olmak, padişahların uyanık bulunarak ülkelerini adaletle yönetmelerinin bir vasıtasıdır. Bunun içinde ülkenin her tarafına tüccar , seyyah, sufi ve ayak satıcıları kılığında casuslar gönderilmelidir. Bu sayede ıkta sahipleri ve memurlardan isyana meyli olanların önceden saptanarak haklarından gelinmesi mümkün olacaktır. Aynı şekilde, ülke topraklarına saldırmak niyetinde olan düşmann hükümdarlarının çabalarını neticesiz bırakmanın yolu da istihbarata gereken önemi vermekten geçmektedir.

Nizamülmülk ayrıca, istihbarat faaliyetlerinde çalıştırılacakların,evvela haklarında şüphe duyulmayan kimselerden olmasına dikkat etmek gerektiğini belirtir. Haberciler, doğrudan doğruya hükümdara bağlı olmalı ve hükümdar tarafından tayin edilmelidir.

Haberlerin doğru oluşturulması için aylıkları hazineden ödenmelidir. Edindikleri bilgileri, sadece Hükümdar ile paylaşmalıdırlar. Nitekim ,Melikşah zamanında doğrudan sultana bağlı bir istihbarat teşkilatı kurulmuş ve Selçuklu’nun son dönemlerine kadar bu istihbarat teşkilatı varlığını sürdürmüştür.

Selçuklulardaki istihbarat teşkilatının Nizamülmülk ile yeniden kurulması ile Selçuklu sistemine bir başka yenilik daha gelmişti.

Berid Teşkilatı lağvedilmeden evvel casus olarak kullanılanlar arasında , üst düzeyde devlet adamlarının güvendiği askerler ve memurlar vardı. Dolayısı ile devlet adamlarının kendi çabalarıyla yetiştirdiği kişiler arasından casuslar seçiliyordu. Ancak Berid Teşkilatı merkezileşerek ve doğrudan Sultana bağlı olarak ikince kez kurulduğunda, doğrudan devletin eğitim sisteminden geçirilerek ve doğrudan devlet hazinesinden maaş verilerek bir yapı oluşturulmuştur. Asıl önemli olan farklılık ise, tüm bu yapı için özel bir okulun Nizamülmülk tarafından kurulduğudur.

Osmanlı İmparatorluğunda da istihbaratçıların özel bir okulda eğitildiği kaynaklarda mevcuttur. Özel olarak yetiştirilen bu öğrencilerin çoğu, daha sonra Sultanın Muhafızları olarak görevlerini sürdürürler. Türk ve İslam devlet mekanizmasının en önemli ayağı olan Sultan, Padişah veya Bey ‘in en yakının da olan Muhafız Teşkilatı’dır. Bu Muhafız Teşkilatının ismi Candar olarak bilinmektedir. Candar Teşkilatının başında olan ve Sultan’ın yanından ayrılmayan kişiye Emir-i Candar denilirdi. Candar Teşkilatına seçilenlerin bir diğer önemli görevi de casusluk vazifesini göremeleri idi . Devlet tarafından muhafızlar olarak yetiştirilen Candarların en önemli görevleriydi casusluk faaliyetleri.

Büyük Selçuklu Devletinin yıkılması ile sahip olduğu coğrafyada temeli Gazilik misyonuna dayanan Gazi Beylikleri kurulmuştur. Gazi Beyliklerin temelinde bulunan Gazi Yiğitleri teşkilatlanmış idiler. Bu teşkilatlanma Fütüvvet Teşkilatı misyonu doğrultusunda yola çıkan Gazi Yiğitlerin kurduğu Gazi Beyliklerini bir merkezde toplayabilecek güce erişecek olan Anadolu Selçuklu Devleti, yine bir Gazi Yiğiti olan Tuğrul Bey tarafından tesis edilmiştir.

Kadim Devletlerin Kadimden Gelen Vizyonları Olur

Kaynak : Baran AYDIN- Burak İĞLİKÇİ.

İSTİHBARAT DOSYASI /// Burak İğlikçi : SELÇUKLULARDA İSTİHBARAT NASILDI ????” için bir yorum

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s